Futbolu bırakan Özil ilk kez konuştu: “Uçak kalkınca ağladım”

Dünyaca ünlü futbolcu Mesut Özil, iki gün önce sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamayla futbolu bıraktığını duyurdu. 34 yaşındaki Özil açıklamasında “Uzun süren düşüncelerin ardından futbolu bıraktığımı açıklıyorum. 17 yıl boyunca profesyonel futbolcu olmak bir ayrıcalıktı. Bu fırsat için kendimi minnettar hissediyorum. Ancak, geçtiğimiz haftalarda ve aylarda uzun süreli sakatlıklar yaşadım. Futbolu bırakmamın zamanının geldiğini hissettim.” ifadelerini kullandı.

EMEKLİLİK SONRASI İLK RÖPORTAJINI MARCA’YA VERDİ

Mesut Özil, emeklilik kararı sonrası ilk röportajını İspanya’dan Marca’ya verdi. Juan Ignacio Garcia-Ochoa’ya samimi açıklamalar yapan Mesut, dikkat çeken itiraflarda da bulundu.

Soru – cevap şeklinde gerçekleşen röportajda Mesut Özil’in dikkat çeken açıklamaları şu şekilde: Bir sihirbaz aramızdan ayrıldı… Seni Real Madrid soyunma odasında bile ‘dahi’ diye çağırıyorlardı. Emekli olduğu için söylemiyorum, evet, gerçekten de bir dahiydin.

Öyle diyorsan öyledir… Emekli olduğum halde bile kendime öyle demeye cesaret edemiyorum ama teşekkürler. (gülüyor)

Sihirbaz lakabıyla başlayalım…

Oyun stilimde kimsenin düşünmediği pasları atmak veya hareketleri yapmak var. Sanırım bu lakabı o yüzden taktılar. Ayrıca lakap takılması, taraftarların sizi izlerken eğlendiği anlamına da gelir. Şaşırmak futbolda da sihirde de iyidir. Böyle bir lakabım olduğu için mutluyum.

114 gol ve 222 asist… İstatistiklerinden memnun musun?

Çok gol attım, daha da çok asist yaptım ama ayrıca kimsenin saymadığı asist öncesi paslarım da çok fazladır. Benim için takım olarak kazanmak her zaman daha önemliydi. Futbolun doğuşunda da bu var, birlikte oynamak… Her zaman takım arkadaşlarımı parlatmaya çalıştım. Onlar mutluyken ben daha da mutlu oldum. Bana daha bencil olup gol sayımı arttırmam gerektiğini söyleyen insanları asla anlamadım.

Geriye bakınca kariyerinde aklına gelen ilk şey ne olur?

Çocukluğumu hatırlıyorum… Benim için ‘Asla başarılı olamayacak’ demelerini hatırlıyorum. O sözlere kulak asmadım ve kendime odaklandım. Schalke ile sözleşme imzalayıp Bundesliga’da ilk maçıma çıktıktan sonra Ay’a ayak basmış gibiydim. Sonrasında her şey art arda geldi. Real Madrid’de oynamak, Dünya Kupası kazanmak… Dünya Kupası kazanmak kariyerimin en üst noktası, tartışmaya hiç gerek yok.

34 yaşında futbolu bıraktın. Neden bu kadar erken?

Çok fazla düşündükten sonra bunun doğru karar olduğuna kanaat getirdim. Kariyerim boyunca çok fazla sakatlık yaşamadım, hep formum iyiydi ama son aylarda sırtımda ve belimde yaşadığım sakatlık ve geçirdiğim ameliyat benim için çok zordu. Sahada takımıma katkı veremeyeceğimi fark ettim. Başakşehir’e bu düşüncemi söyledim ve hızlıca çözüm bulduk.

Mesut Özil şimdi ne yapacak?

Henüz belirlemedim. Ne yapacağımdan yüzde yüz emin değilim Ama Türkiye’de olacağım ve aileme odaklanacağım. Güzel bir eşim ve iki kızım var. Kızlarımın büyüdüğünü görmek en çok istediğim şey, onlarla vakit geçirmekten keyif alıyorum. Hayatta aldığım en güzel hediye onlar.
Dürüst olmak gerekirse şu anda teknik direktör olmak veya Futbol dünyasının içine girmek gibi bi planım yok. 17 yıldır bu işin içindeyim, çok da keyif aldım ancak biraz sakinlik istiyorum. Futbolculuk kariyerimde de çok kamera önü seven biri değildim, yine aynı şekilde kalıp sakin bir hayat sürmek istiyorum.

Kariyerinde en çok neyle gurur duyuyorsun?

Ne goller, ne asistler, ne galibiyetler ne de şampiyonluklar… En çok gurur duyduğum şey adımı futboldan çok daha önemli konulara bağlama fırsatına sahip olmak. Özellikle Güney Afrika ve Güney Amerika’daki ihtiyaç sahibi insanlara bir şeyler verebilmek. Emeklilik kararım sonrası bu işlerimin durmayacağına emin olabilirsiniz. Annemin küçükken bana öğrettiği tam da buydu ve bununla gurur duyuyorum.

Üst seviyede ilk maçını hatırlıyor musun?

Evet, Schalke’de… O zaman çok utangaçtım ama yeteneklerimin verdiği öz güven vardı. Teknik direktörümüz Mirko Slomka’ydı, sahaya çıkarken bana sadece ‘Keyif al’ dedi. İlk günden son maça kadar o dediğini yaptım. Maç Eintracht Frankfurt’laydı, tribünlerde 60 bin kişi benim adımı bağırıyordu. Harika bir duyguydu. Daha sonra bunu Avrupa’nın farklı büyük stadyumlarında yaşadım. İnanılmaz…Sonra Werder Bremen, Güney Afrika’daki Dünya Kupası ve Real Madrid… Transfer sürecini hatırlıyor musun? Real Madrid’den seni ilk kim aramıştı?

Real Madrid ile Barcelona arasında kalmıştım. Sonuçta konu para değildi. Bunu çoğu kişi bilmez ama o dönem Barcelona’yı da Real Madrid’i de ziyaret ettim. Farkı yaratan Jose Mourinho oldu. Ziyaretimde benimle çok iyi ilgilendi. Beni stadyuma götürdü ve müzedeki kupaları birlikte gezdik. Tüylerim diken diken olmuştu. Barcelona ziyaretim ise o kadar tutkulu değildi. Guardiola benimle görüşme zahmetine girmedi bile. biraz hayal kırıcıydı. Bu iki seyahat öncesi Barcelona’nın oyun stilini daha çok beğeniyordum ve onlarla oynamayı hayal edebiliyordum. Daha sonra Jose Mourinho devreye girdi. Kararımdaki en büyük faktör Mourinho’ydu. Seyahatler sonrasında %100 Real Madrid’e gitmeye karar vermiştim.

Werder Bremen senin gitmeni istemiyordu. Transfer iptal olacak diye endişe ettin mi? O günlerde neler yaşadın?

Kulüpler arasındaki görüşmelerin gergin geçtiğini hatırlıyorum. Sonuçta Werder Bremen benim sonraki sezon bedelsiz olarak ayrılmamı istemedi. Bunda benim transfer kararlılığım da etkili oldu. Sportif direktör Klaus Allofs’a gitmek istediğimi, böyle bir fırsatın hayatta ikinci kez gelemeyeceğini söyledim.

Sonra Real Madrid’e geldin… Tanıtım gününden neler hatırlıyorsun?

O zaman sadece 21 yaşındaydım. 2010 Dünya Kupası’nı oynamış, Avrupa kupalarında da tecrübe kazanmış bir futbolcuydum. Ama öyle bir günü yaşamamıştım. Çok fazla gazeteci, fotomuhabir vardı ve hepsi bana odaklanmıştı. Kolay bir gün değildi, biraz gergindim ama benim için özel bir gündü. Konu transfer tanıtımları olunca dünyada Real Madrid gibi kulüp yok. O gün farklı bir seviyede olduğunuzu anlıyorsunuz.

Real Madrid taraftarları inanılmazdı. İlk dakikadan onlara aşık olmuştum. Orada geçirdiğim zaman boyunca bu sevgi devam etti. 3 yıl birlikte çok güzel zaman geçirdik. Bu sevginin bu kadar uzun sürebileceğini tahmin edemezdim. Hepsine teşekkür ederim.

Real Madrid’de Ancelotti ile birkaç maç dışında hep Mourinho ile çalıştın. Jose ile ilgili anıların var mı?

Soyunma odasında yaşadığımız olayı herkes bilityor zaten (gülüyor). Kendisiyle harika bir ilişkimiz var. Beni nasıl motive edeceğini, benden daha iyi bir futbolcu çıkarmayı nasıl yapacağını çok iyi biliyordu. İnanılmaz bir teknik direktör… Onunla çalıştığım için gurur duyuyorum.

Cristiano Ronaldo ile iyi bir ikili olmuştunuz. Senin için her zaman en iyi partnerlerimden diye bahsediyor. Sen ne dersin?

Ronaldo ile birlikte oynamak büyük keyifti. Bana göre tarihin en iyi futbolcusu. Sahada birbirimizi çok iyi anlıyorduk, harika bir tecrübeydi. Ben pas verdim, o golleri attı. Asla gol kaçırmayan futbolcuya sahip olmak müthiş bir nimet.Sergio Ramos ile iyi bir arkadaşlığınız vardı… Hala devam ediyor mu?

Sergio Ramos birlikte oynadığım en iyi savunmacı ve aynı zamanda en karakterli olanı. O zamanlar yaşı gençti ama liderlik özelliği üst seviyedeydi. Er ya da geç onun kaptanlığında Şampiyonlar Ligi kazanılacaktı ve bunu defalarca başardı. Gerçek bir patron ve benim de en yakın arkadaşlarımdan. Birlikte çok güzel vakit geçirdik. Real Madrid’e adapte olabilmemin anahtarı Ramos olmuştu. Hala görüşüyoruz, birbirimize mesaj atıyoruz.

El Clasico’lardan aklında neler kaldı?

Sanırım El Clasico’lar tarihinin en heyecanlı zamanını yaşadım. Rekabet üst düzeydeydi. Ronaldo – Messi, Mourinho – Guardiola, Real Madrid – Barcelona… Şampiyonlar Ligi yarı finalleri… Anlatırken bile geriliyorum. Barcelona’yı yenmek inanılmaz tatmin edici bir duyguydu. Barça da çok iyi takımdı. Bernabeu’da bizi 5-0 yenmişlerdi. Kariyerimin en büyük kabusunu o maçta yaşadım. Çok fazla derbi oynadım ama El Clasico seviyesine yaklaşan olmadı.

İspanya’da Şampiyonlar Ligi hariç her şeyi kazandın… Bu konuda ne dersin?

Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak hayallerimden biriydi ama hayatta her zaman her şeye sahip olamazsınız. Ve Dünya Kupası’nı, Şampiyonlar Ligi’ne değişmem. Madrid ile oynadığım tüm yarı finaller arasında beni en çok yaralayanın Dortmund ile oynadığımız yarı finaldi. Çünkü Schalke’den ezeli rakibimizdi… İlk maçı çok kötü oynadık, ikinci maçta turu geçmeye çok yaklaştık ama tek golle olmadı. O takım Şampiyonlar Ligi kazanmayı hak ediyordu.

Real Madrid’den ayrılırken neler hissettin?

Madrid’den ayrılırken çok üzgündüm. Havalimanındaki halimi hatırlıyorum… Real Madrid ile Madrid’de çok güzel 3 yıl geçirdim, gerçekten mutluydum ama böyle şeyler olabiliyor. Bir anda süre alamamaya başladım ve Florentino Perez ile menajerim olan babam arasındaki görüşmede anlaşmazlıklar çıktı. Kulüp bakmaya başladık. Benim için çok zordu. Uçak havalandığı an gözyaşına boğuldum. O anda Real Madrid serüvenimin bittiğini anladım.

Zamanda geriye gidebilsen o kararı değiştirir miydin?

O zaman karar bana doğru gelmişti çünkü Perez ile babam arasındaki anlaşmazlık benim takımda aldığım süreye yansıyabilirdi. Bundan endişe duymuştum. Yani söylemek zor ama belki Perez ile olan süreci daha farklı ele alıp çözmeye çalışabilirdik.

Bernabeu’ye dönecek misin? Belki bir anma yapılır…

Geçen yıl Şampiyonlar Ligi finalindeydim ve tabii ki Real Madrid’i destekledim. Henüz Bernabeu’ya gitme fırsatım olmadı. Böyle bir planım da yok ama neden olmasın. Bir gün oarada taraftarla buluşmak isterim.

Arsenal’deki dönemini nasıl anlatırsın?

İlk yıllar iyiydi. Şampiyonlar Ligi’nde sürekli oynayan, iyi futbolculardan kurulu olan ve Arsene Wenger gibi inanılmaz teknik direktöre sahip bir takımdık. Wenger ayrıldıktan sonra benim için çok şey değişti. Yangına körük atmak istemiyroum. Şu anda rahatlamış durumdayım. Arsenal taraftarlarına sevgilerimi gönderiyorum. Bu sezon Premier Lig’i kazanıp sevinirler umarım. Bunu hak ediyorlar.

Arsene Wenger gerçek bir centilmen. Çok saygılı bir insan. Takımdan ayrılınca büyük eksiklik doğdu. Aramızda çok iyi birt iletişim vardı.

Real Madrid ve Arsenal’de tarih yazmanın yanı sıra Dünya Kupası da kazandın. Nasıl bir duygu?

Kariyerimde çok sayıda zafer var ama bu çok farklı. Kutlamalar sırasında ne olduğunu tam anlamıyla idrak edemiyorsunuz. Rio’daki o gece futbol kariyerimdeki en özel geceydi. Şu anda anlatırken bile yüzümde istemsizce gülümseme oluşuyor. Harika anılar…

Almanya Milli Takımı hikayen nasıl bitti?

Yangına körükle gitmek istemiyorum. 2018 Dünya Kupası’ndan sonra Almanya Futbol Federasyonu’nun farklı fikirleri vardı ve ben de bu yüzden milli takımı bıraktım. Birkaç hafta önce Löw ile Stuttgart’ta buluştuk, aramızda bir problem yok.

KISA SORU-KISA CEVAP

En iyi takım arkadaşın?

En iyi diyorsak Ronaldo. En iyi lider Ramos, kale önünde en iyi forvet Benzema.

Teknik adam?

Bana göre bu yüzyılın en iyi teknik direktörü Mourinho’dur.

En iyi stadyum?

Bernabeu, Emirates ve Fenerbahçe Ülker Stadyumu

Rakip olduğun en iyi futbolcu?

Messi.

Kalbindeki kulüp?

Buna bireysel bir cevap vermem gerek. Almanya’da her zaman Schalke 04 taraftarıydım, Türkiye’de ise Fenerbahçe. Büyürken bu iki kulübü destekliyordum ve ikisinde de forma giyme gururunu yaşadım.

MESUT ÖZİL’İN KUPA KOLEKSİYONU

Mesut Özil, kariyerinde Dünya Kupası başta olmak üzere; 1 La Liga, 1 İspanya Kral Kupası, 1 İspanya Süper kupası, 4 İngiltere Lig Kupası, 2 İngiliz Süper Kupası, 1 kez de Almanya Kupası kazanma başarısı gösterdi.

Kulüp kariyerinde 645 maçta 114 gol, 222 asiste imza atan Özil, Almanya Milli Takımı’yla ise 92 karşılaşmada 23 gol ve 40 asistle performans sergiledi.

Süper Lig’de Medipol Başakşehir ve Fenerbahçe ile toplamda 36 maça çıkan Mesut, 8 gol ve 3 asistlik performansla takımlarına katkıda bulundu.

? Dünya Kupası
? La Liga
? FA Cup (4)
? Copa del Rey
? DFB-Pokal
? Community Shield (2)
? İspanya Süper Kupa

MESUT ÖZİL’İN BAŞARILARLA DOLU KARİYERİ

15 Ekim 1988 doğumlu olan Mesut Özil, 10 numara mevkisinde futbol tarihinin en önemli oyuncuları arasında gösteriliyordu. Özil, son olarak Süper Lig takımlarından İstanbul Başakşehir forması giydi.

Tam 9 yıl boyunca Almanya forması giydi ve çıktığı 92 milli maçta 23 gol atıp 40 asist yaptı. Yetenekli oyuncu, Almanya milli takımının 2014 Dünya Kupası’nı kazanmasına büyük katkı sağladı. Diğer organizasyonlar göz önüne alındığında Avrupa Futbol Şampiyonası, FIFA Dünya Kupası, UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Bundesliga, La Liga ve Premier Lig’de asist kralı olan tek oyuncu konumunda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir